Son yıllarda artan düzensiz göç hareketliliği, hiçbir suç kastı olmayan sıradan vatandaşları, araç sahiplerini ve şoförleri ağır ceza mahkemelerinde telafisi imkansız davalarla karşı karşıya bırakıyor.
Türk Ceza Kanunu’nun 79. maddesinde düzenlenen kurallar o kadar keskin ki; aracınızı kiraya verdiğiniz bir kişinin eylemi veya yolda “iyilik olsun” diye aracınıza aldığınız bir yabancı yüzünden bir anda kendinizi 5 yıldan başlayan hapis cezalarıyla yargılanırken bulabilirsiniz.
Vatandaşların karakolda veya savcılıkta en sık başvurduğu savunma olan “Ben kimseden para almadım, yolda gördüm aracıma aldım” ifadesi hukuken her zaman kurtarıcı olmuyor. Yargıtay, suçun oluşması için nakit para alınmasını şart koşmuyor; “dolaylı menfaat” (borç silinmesi, gelecekte vaat edilen bir iyilik vb.) tespit edildiği an suç tamamlanmış sayılıyor. Salt insani kaygılarla yapıldığı iddia edilen eylemlerin ise mahkemede çok somut delillerle ispatlanması gerekiyor.
Göçmen kaçakçılığı suçunu diğer suçlardan ayıran en acımasız kural, suçun teşebbüs aşamasında kalmasına ilişkindir. Örneğin; aracınıza binen göçmenlerle daha sınır kapısına bile yaklaşmadan bir trafik ışığında yakalandınız. Normal şartlarda suç tamamlanmadığı için indirim uygulanması gerekirken, bu suçta kanun gereği suç tamamen işlenmiş gibi tam ceza (en az 5 yıl hapis) veriliyor. Hapis cezasının alt sınırı 5 yıl olduğu için de Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) veya cezanın ertelenmesi kesinlikle uygulanmıyor.
İşin maddi boyutu da en az hapis cezası kadar yıkıcı. Suçta kullanılan araçlara, malikin haberi yoksa bile el konulabiliyor. Süreci yakından takip etmeyen araç sahipleri, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) Ek Madde 1 uyarınca araçlarının dava bitmeden satılıp tasfiye edilmesi riskiyle karşılaşıyor.
Konunun hukuki boyutlarını ve emsal Yargıtay kararlarını değerlendiren Av. Turgut Ekrem, göçmen kaçakçılığı suçu dosyalarında özellikle şoförün kastı ve araç sahibinin “iyiniyetli üçüncü kişi” sıfatının ispatlanmasının hayati önem taşıdığını vurguluyor. Ekrem; araç sahiplerinin müsadereden (el koyma) kurtulmak ve tasfiyeyi önlemek için aracın kasko değerini mahkeme veznesine depo etmeleri gibi çok hızlı ve stratejik hukuki adımlar atması gerektiği konusunda uyarıyor.
Reklam & İşbirliği: [email protected]